Yimpaş, Kombassan, Jetpa gibi para toplayan şirketlerin temyiz incelemesini yapan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi daha önce Büyük Anadolu Holding ile ilgili kararında zamanaşımı itirazı hakkında yapılan itiraz, mağdurların oyalanmasının hakın kötüye kullanılması olduğu ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek reddetmişti.
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/26028920.asp
Yargıtay bu sefer Jetpa Holding A.Ş.’ nin zamanaşımı itirazının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığına karar vererek mahkeme kararını onadı ve daha önce bu konuda vermiş olduğu kararı uygulayacağını açıkça gösterdi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bu kararı sadece sös konusu şirketleri değil, mağdurlara yatırımların geri ödeneceğini söyleyerek oyalayan ve davaların zamanaşımına uğramasını sağlayan Yimpaş, Kombassan gibi şirketler için de geçerlidir.
İlgili kararı aşağıda bulabilirsiniz.
Saygılarımızla,
Papakçı Hukuk Bürosu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas : 2013/9984
Karar : 2014/1248
Tarih : 21.01.2014
(4721 s. MK m. 2) (6098 s. Borçlar K m. 72, 82) (6100 s. Hukuk Muhakemeleri K m. 187)
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.02.2013 tarih ve 2012/430-2013/79 sayılı kararın YARGITAYca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F.K.O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ düşünüldü:
Davacı vekili, davalı F. Akgündüz’ün Türkiye ve Almanya’da bir çok şirket kurduğunu, özellikle Almanya’da kurduğu şirketler vasıtasıyla talep edildiği an geri ödeneceği ve karşılığında yüksek faiz verileceği garantileriyle bu ülkede çalışan kişilerden para topladığını, müvekkilinden de aynı şekilde para tahsil edildiğini, karşılığında ”Jetpa İnternational Marketing and Trading GMBH” ibareli tahsilat makbuzu verdiğini, daha sonra yatırım yaptığı miktarla sözleşmenin kararlaştırılan sürede feshini bildirir ” Jetpa İnternational Marketing and Trading AG Ortaklık Sözleşmesi” ibareli bir belge daha sunduğunu, talep edilmesine rağmen parasının iade edilmediğini, davalı gerçek kişinin SPK mevzuatına aykırı davranışları nedeniyle mahkum edildiğini, ayrıca yurt dışında kurduğu şirketler vasıtasıyla paralar topladığı ve bu paraları davalı şirkete aktardığı fiillerini kapsar şekilde hakkında dolandırıcılık nedeniyle ceza davası açıldığını, Jetpa GMBH Jetpa AG’nin iflas ederek Almanya’daki ticaret sicilinden kayıtlarının silindiğinin ortaya çıktığını, müvekkilinin bu şirketlere başvurma şansının olmadığını, davalı gerçek kişi tarafından içlerinin boşaltılarak diğer davalı şirkete aktarıldığını, müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, davalıların fiillerinin TTK, SPK, BK ve Bankalar Kanunu’na aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne ve 55.000 DM karşılığı 60.412,45 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve DAVA ETMİŞTİR.
Davalılar vekili, müvekkillerine husumet düşmeyeceğini, davacının parasını dava dışı Jetpa AG’ye yatırdığını, ayrı tüzel kişiliğinin bulunduğunu, anılan şirkete kâr ve zarar ortaklığını bilerek para yatırdığını, müvekkillerinin bir sorumluluğunun olmadığını savunarak, davanın REDDİNİ İSTEMİŞTİR.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 29.03.2012 tarih, 2010/5592 E. 2012/4966 K. sayılı ilamıyla bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı Holding’in sermaye artırımında kullanılmak suretiyle nakit olarak verilen ve banka aracılığıyla transfer edilmek suretiyle gelen paraların sessiz ortaklardan sağlanan paralar olup, organizasyon çatısının Jetpa Holding A.Ş. olduğu, yabancı şirketlerin bankadaki hesaplarına transfer yapılarak sessiz ortaklara geri dönüşün engellenmesi amacıyla Holding iştiraki olmayan şirketlere kaynak sağlandığı, şirketlerin kurulum amacının vatandaşların parasını elde etmek olduğu, F. Akgündüz’ün bu eylemlerinden gerek haksız fiil gerekse organizasyon çatısı olarak ifade edilen Holding’in başkanı olarak sorumlu olduğu, dava dışı yurt dışındaki şirketle organik ve hukuki bir bağın bulunduğu, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi uyarınca paranın yatırıldığı şirketle davalı Holding’in tek bir şirket olarak değerlendirilmesi gerektiği, F. Akgündüz’ün de zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının ödemiş olduğu 55.000 DM’nin, dava tarihi itibariyle karşılığı olan 60.412,45 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline KARAR VERİLMİŞTİR.
Kararı, davalılar vekili TEMYİZ ETMİŞTİR.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, dosya kapsamında 07.01.2013 tarihli bilirkişi raporunun alınmış olmasına ve davalıların zaman aşımına yönelik savunmalarının Medeni Kanun’un 2 nci maddesi hükümleriyle bağdaşmayacak olmasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları YERİNDE DEĞİLDİR. Zira;
Davacı taraf yurt dışında kurulu bulunan Jetpa AG’ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye’de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin F. Akgündüz olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın zamanaşımı definin haksız fiil hükümleri uyarınca DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİR. Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olup OLMADIĞI HUSUSUDUR. Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı definin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı definin ileri sürülmesi dürüstlükle bağdaşmayabilir. ( K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009, s. 482) Zamanaşımı definin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİR.
Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir (age,s. 482 vd.). Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında çalışan davacıdan “JETPA” ibarelerinin büyük puntolarla “International marketing and tradıng AG” ibarelerinin küçük harflerle yazıldığı “Ortaklık Sözleşmesi” başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise firmanın yani yurt dışında kurulu firmanın otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı olduğu (ki bahsi geçen Holdingin davalı Holding olduğu da çekişmesizdir), yatırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 36 aylık fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr payı paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının taahhüt EDİLDİĞİ ANLAŞILMAKTADIR. Yine davada çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisi davalılardan F. Akgündüz olup, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücü MEVCUT DEĞİLDİR. Yine davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı olduğu üzere toplanan paralar da Türkiye’ye GÖNDERİLMİŞ BULUNMAKTADIR. Davadaki zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması GEREKECEĞİ TABİİDİR. Bu noktada nazara alınması gereken bir başka husus da (HUMK’nın 235 ve HMK’nın 187/2’inci maddesi uyarınca herkesçe bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan F. Akgündüz’ün diğer davalı Holding vasıtasıyla Türkiye’de çok büyük yatırımlar yapacağı yönünde reklamlar yapması yatırımcılarına önemli ölçüde kâr vereceği taahhüdünde BULUNMASI HUSUSUDUR. Davacı taraf da davada bu nedenle yurt dışındaki şirkete para VERDİĞİ İDDİASINDADIR. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı F. Akgündüz’ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 36 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralıyla bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerektiğinden davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar VERMEK GEREKMİŞTİR.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3.094,45 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 21.01.2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE KARAR VERİLDİ.
